Skip to content

Güzel İzmir ya da Bornova Sokağı’nda Bir Gece

Eylül 27, 2010

Geçtiğimiz Cuma’yı Cumartesi’ye bağlayan gece 2:30’da annemle birlikte bana ham ona mamul madde almak üzere İzmir’e doğru yola çıktık. Sabahın 7’sinde kargalar daha kahvaltı etmemişken vardık güzelime. Alsancak’a yelken açtık bir otobüsle, aynı tip çanta takmış 18-22 yaş arası kızlarla birlikte. Hepsi sözleşmiş gibi büyücek büyücek kumaş çantalar sallandırmışlardı omuzlarına.

Dışı seni içi beni yakan, pansiyon mu butik otel mi olduğuna henüz karar verememiş, kötü işletildiği için pek de hijyenik olmayan bir yere attık çantalarımızı. Aynı iç avluya bakan cumbalı iki İzmir konağı aslında…

Ver elini Kemeraltı dedik. Giderken taksi dolmuş denilen beyaz bir otomobile bindik. Taksi dolmuş çok hoşuma gitti. O saatte henüz Kemeraltı’ndaki esnaf kepenklerini açmamıştı. Dükkanlarda çalışan gençler erkenden gelmiş, açılmamış dükkanların önünde hoşbeş ediyorlardı. Şöyle bir gezinip, dur onlar açadursunlar diye bir simit sarayına girdik. Simit sarayında simitli peynirli, tereyağlı ballı süper bir kahvaltı ettik. Saraydan çıktığımızda kepenkler açılmış, müşteriler dolaşmaya başlamış ve Konak Belediye’sinin mazotlu süpürgesi ortalığı süpürmeye başlamıştı. Süpürge de çok hoşuma gitti.

Başladık Kemeraltını üstüne getirmeye. Bidik bidik kumaşçılar vardı ancak. Ona sor, buna sor, şu yana bu yana derken saati bir ettik. Sonunda Hisarönü’nde hayal ettiğim kadar olmasa da çokça kumaş çeşidi bulunabilen dükkanları bulduk. Keten, poplin ve… Ve… Hay Allah, neydi? Creme brulee diyesim geliyor ama değil.

Bir koşu aldığım kumaşları mansiyonumuza bırakıp bir koşu Kemalpaşa’ya sevgili Seray’ın düğününe gittik. Kemeraltı-Alsancak-Otogar-Kemalpaşa… Gelinle damadı olay yerini terketmek üzere gelin arabasındayken yakala, öp, tebrikle… Kemalpaşa-Otogar-Alsancak… 4 saat… Oldu mu saat 8? Gümüşlük’ten arkadaşım  sevgili Asli ile buluştuk. O da eşyalarını bizim mansiyona bıraktı. Şöyle iki dakika yürüdük ki Kıbrıs Şehitleri’ndeyiz. İzmir Cumartesi gecesi ateşi yanmaya başlamış. Ortalık vıngır vıngır insan kaynıyor. Sokakta masaların ve muhabbetin olduğu, cıngıl cıngıl bir kalabalığın içine attık biz de kendimizi. Efeslerimizi, sodalarımızı yudumladık, demlendik, dinlendik.

Arkası yarın…

Reklamlar
No comments yet

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: